Frans?z (Foucault, 1993). Foucault 1970-1980 aras?ndaki çal??malar?n? “regime of

Frans?z postmodernist Machael Foucault gücün
alg?lanmas?nda oldukça etkili bir isim olmu?tur. Toplumda var olan güç ili?kilerini
söylem analizi yoluyla, toplumsal kurumlar ve siyasi birimler taraf?ndan
anormal kabul edilen gruplar? inceleyerek ortaya koymaya çal??m??t?r. Foucault’ya
göre söylem her yerdedir. Onu üretenleri bile esiri haline getirmi?tir. Tüm dünyay?
ve insanlar? ?ekillendirmekte, kar?? sözler söylendi?inde dahi d???na
ç?k?lamayan, ancak s?n?rlar? belirlenebilecek dü?ünceler, inan??lar, yarg?lar,
de?erler, semboller, kelimeler, harfler, kurumlar, normlar, geleneklerden
olu?an çerçeve içerisinde, birçok güç ili?kisini bulunduran, devasa ve ya?ayan
bir organizmad?r. Foucault’ya göre egemen söylem ile mücadele etmek
imkans?zd?r, çünkü insanlar?n söyleme olan kar??tl??? dahi söyleme göre
belirlenmektedir. Söylem, kar??t görü?leri de içine katarak sisteme entegre
ederek büyür. (Foucault, 1993).

Foucault’ya göre söylem tek ba??na de?il, birlik halinde
ve üretimi ile birlikte çözümlenebilir. Söylemin anla??l?r k?l?nmas? ise
söylemi üreten, çe?itlendiren ve sürekli hale getiren iktidar ve kurumlar
arac?l???yla mümkün olmaktad?r. Ona göre söylem, “görevi onun gücünü ve
tehlikelerini önlemek, bellisiz olageli?ini dizginlemek, a??r korkulu
maddili?ini savu?turmak olan bir tak?m yollarla, hem denetlenmi?, hem
ay?klanm??, hem de örgütlenmi? ve yeniden payla?t?r?lm??t?r” (Foucault, 1993).

We Will Write a Custom Essay Specifically
For You For Only $13.90/page!


order now

Foucault 1970-1980 aras?ndaki çal??malar?n? “regime of
truth (gerçe?in rejimi)” konsepti üzerine ?ekillendirmi?tir. Bu terim ilk kez “Disiplin
ve Ceza”n?n bir paragraf?nda kullan?lm??t?r (Foucault, 1977). Ancak bu terimin 1980
y?l?ndan önceki en ilginç kullan?m? 1976’da gerçekle?tirilen “Entelektüelin
politik fonksiyonu” adl? röportajda geçer. Burada Foucault, yayg?n bir felsefi
görü?ün tam kar??t? olarak, “Gerçek gücün
d???nda de?ildir. Gerçek bu dünyayla ilgili bir ?eydir; sadece k?s?tlamalar?n
farkl? formlar?n?n meziyetleri taraf?ndan üretilir. Ve gücün ola?an etkilerine
sebep olur… Her cemiyetin kendi gerçeklik rejimi vard?r. Bu gerçe?in “genelgeçer
siyaseti”dir. Bu tip bir söylemde toplum gerçek fonksiyonunu bar?nd?r?r ve gerçek
olarak i?lemesine yol açar. Mekanizmalar ve mesafeler, birinin do?ru ya da
yanl?? aç?klamalar? birbirinden ay?rmas?n? engeller. Ve her birinin tasdik
edilme ?ekliyle.” Röportaj?n sonunda Foucault, bugünkü temel politik problemin,
gerçe?in ürünü olan politik, ekonomik, kurumsal rejimlerimizin (gerçe?in
bilimsel söylemi formunda ?ekillendi?i yer), yeni bir gerçeklik politikas?
yaratmak ad?na de?i?tirilmeye çal???lmas? oldu?unu belirtir. (Foucault, 1976)  

Foucault (2000b), iktidar? salt devlet ayg?t? ile
s?n?rlayan tan?m? geni?letmi?tir. Geleneksel devlet teorisi, devlet
ayg?tlar?n?n i?leyi? ve uygulama alan?n? bütün yönleriyle ortaya
ç?karamamakt?r. O’na göre iktidar mücadeleleri, özünde, sosyolojik ve politik
olarak çetrefil sorun alanlar?n? bar?nd?rmaktad?r. Foucault, özellikle tahakküm
kurma, yönlendirme, yönetme, iktidar grubu, devlet ayg?t?, hiyerar?i, denetleme,
gözetleme, yasaklama ve zorlama kavramlar? ba?lam?nda çok yönlü iktidar
analizini önerir. Ona göre devlet iktidar?, bütün iktidar ili?kilerini temsil
etme gücüne sahip de?ildir. Devlet iktidar?, özünde, yasaklama ve hizaya sokma
i?levi etraf?nda yap?lanan meta-iktidar olup toplumsal mikroiktidar ili?kileri
temelinde i?leyen, üst-yap?sal bir konuma sahiptir (Foucault, 2000b).

?ktidar, varl???n? sürdürebilmek için varolu? biçimini
me?rula?t?racak do?ruluk rejimine gereksinim duyar. ?ktidar alanlar? hem bilgi
üretir hem de iktidar? besler. ?ktidar?n bu döngüsüne ele?tirel mesafe almadan
eklemlenenler, özellikle yöneticiler, bu gerçeklik üretimi kar??s?nda güç
ili?kilerini koruma ve sürdürme ülküsü ile körle?irler. ?ktidar ili?kisinin
toplumsal yap?ya yay?lmas?n? sa?layan, iktidar ili?kilerini tavsif do?ruluk
rejimini, gerçeklik söylemini kuran bilimsel alanlard?r. Bu iktidar ili?kileri,
bu gerçeklik söyleminin üretimi, birikimi ve dola??m? olmadan ne birbirlerinden
ayr?labilir ne yerle?ebilir ne de i?lev görebilir. ?ktidardan hareket ederek,
iktidar içinde ve iktidar yoluyla etkili olan bir -gerçeklik söylemleri
ekonomisi- olmadan iktidar i?leyemez. ?ktidar, sorgulamaktan, ara?t?rmaktan ve
kaydetmekten vazgeçmez; iktidar gerçeklik aray???n? kurumsalla?t?r?r,
meslekîle?tirir ve ödüllendirir (Foucault, 2000b; Foucault, 2003).

?ktidar?n üç farkl? biçimi vard?r. Bunlardan birincisi,
egemenliktir. ?ktidar alan?n? toplumsal alandan ay?ran egemenliktir. Devlet,
gücünü, yapt?r?m yoluyla kullanmas? ve kanunlara itaati sa?lamas?yla in?a
edilir. Ana yapt?r?m tekni?i, suç ve ceza kategorilerinin kanunlarla
belirlenmesi ile temayüz eder. ?kincisi, disiplindir. A??rl?kl? olarak,
onyedinci yüzy?lda geli?tirilen gözetim, kontrol, ayr??t?rma, mekânsal
düzenleme, s?n?fland?rma ve ak?lc?la?t?rma gibi teknikler arac?l???yla
geli?tirilen disiplin olgusu belirli bir standartla?man?n olu?mas?na ve
normlara uygun davranan uysal bedenlerin üretilmesine vesile olmu?tur. Üçüncü
iktidar biçimi, güvenliktir. 18. yüzy?l?n sonunda ivme kazanan sanayile?menin
de etkisiyle, egemenlik yerini disipliner iktidar ve düzenleyici iktidara
b?rakm??t?r. Disipliner iktidar, beden siyaseti üzerinden in?a edilmektedir.
Buna kar??n düzenleyici iktidar?n ana nesnesi nüfustur. Foucault’un
biyo-politika ad?n? verdi?i siyaset, insan?n temel biyolojik özelliklerini
siyaset nesnesi haline getiren bir dizi mekanizmalardan olu?maktad?r.
Disipliner iktidar, ideal bir davran?? modeli üzerinden norm belirler ve
bireyleri buna uyumlu hale getirmeye çal???r. Güvenlik eksenli düzenleyici
iktidar ise normalli?i hesap etmekle ba?lar, normalli?in e?risini ç?kar?r ve
normu buna göre belirler (Foucault, 1992).

Foucault’a göre, iktidar kavram?n? ve etkilerini yaln?zca
birtak?m bask?, hukuki yapt?r?m, yasaklama ve cezaland?rma sözcükleri ile
tan?mlamak iktidar kavram?n?n kapsam?n? daraltmaktad?r. ?ktidar ili?kileri,
ya?amsal haz alanlar? üreten, pozitif güçler ve söylemler etraf?nda ?ekillenen
siyasal pratiklerde örtük biçimde i?lemektedir (Foucault, 2000b).

Foucault epistemenin çözümlenmesini “Söylemsel
olu?umlar?n, pozitifliklerin ve bilginin, bilgikuramsal biçimler ve bilimler
ile olan ili?kilerinin içinde çözümlenmesi” olarak ele al?r ve bu çözümlemeyi
bilimler tarihinin ba?ka mümkün biçimlerinden yine episteme arac?l??? ile ay?rt
edilece?ini belirtir (Foucault, 1969/1999).

Foucaultçu anlay??ta ön plana ç?kan güç kavram?, köle ve
sahip aras?ndaki ili?ki gibi de?ildir. Foucault’ya göre üç tür güç vard?r; Klasik
disipline etme yöntemi, Panoptik ve Veba.

Klasik disipline etme yöntemi olan fiziksel ve ruhsal
cezaland?rmaya dayal?d?r. Buna göre hata yapan?n cezaland?r?lmas? ve bu yolla
disipline dilmesi, kontrol alt?na al?nmas?, güç uygulaman?n eski bir
yöntemidir. Ancak modern toplumlar?n karma??k yap?s?nda art?k bu güç kavram?
yerini panoptik güç kullan?m?na b?rakm??t?r.

Panoptik Güç, Bentham’?n yaratt??? hapishane mimarisi
tipi ve genel anlam?yla modern toplum düzeni modelidir. ?çerisi görünmeyen bir
kule etraf?nda yan yana dizilmi? hücrelerde bulunan mahkumlar, bu kule vas?tas?yla
daima gözetlendiklerini bilecekler ve bu gözetlenme korkusunu (güdüsünü)
içselle?tirerek toplumsal hayatta istenmeyen hareketlerden uzak duracaklard?r. Bu
içselle?tirilmi? korku, hapishane ç?k??? da etkilerini gösterecek ve toplumsal
normlara, devlet kurallar?na uygun hareket eden bireyler olu?turulacakt?r.
Modern toplum da çe?itli mekanizmalar?yla (kamera sistemi, mahkeme, polis,
kredi kartlar?, banka hareketleri, GSM sinyalleri) bireyi sar?p sarmalamakta ve
her hareketi kontrol alt?na almaktad?r. Foucaultcu bak?? aç?s?na göre kesin bir
?ekilde do?ru-yanl?? ayr?m? yapan ve öbür dünyaya dair vaatleri ve uygulamalar?
nedeniyle bireyi kontrol alt?na almaya çal??an dini sistemler de panoptik güç uygulanmaktad?r.

Veba gücü ad?n?, Avrupa toplumlar?nda Orta Ça?dan
ba?layarak vebal? ve cüzaml? hastalar?n kay?tlar?n?n tutulmas? ve toplumdan
ayr? konutlarda kontrol alt?nda bulundurulmas?ndan almaktad?r. Foucault’nun
dü?üncesinde söyleme kar?? tav?r alanlar toplumdan uzakla?t?r?lmakta, d??lanmakta,
deli, suçlu, ahlaks?z, sap?k, hasta ?eklinde damgalanmaktad?r.

B?BL?YOGRAF?

Foucault, M. (1967) La Naissance de la Prison,
Hapishanenin Do?u?u, çev. M. A. K?l?çbay (1992) ?mge Kitabevi, Ankara.

Foucault, M. (1969) Qu’est-ce qu’un auteur? Müellif
Nedir? çev. D. ?engel ve M. ?engel Ar?man, Bilgi Olarak Sanat Olgu Olarak
Sanatç?, Yeni Ontoloji, yay. haz. G. Karamustafa ve D. ?engel (1992/1993)
UNESCO/AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Plastik Sanatlar Derne?i Yay?nlar?,
?stanbul; 171-98.

Foucault, M. (1969) L’archéologie du savoir, Bilginin
Arkeolojisi, çev. V. Urhan (1999) Birey Yay?nc?l?k, ?stanbul.

Michel Foucault: Surveiller et punir. Naissance de la prison, Paris:
Gallimard 1975, p. 30; trans. A. Sheridan: Discipline and Punish. The Birth of
the Prison, New York: Vintage Books 1977, p. 23.

Foucault: La fonction politique de l’intellectuel, pp. 113–114; The
political function of the intellectual